Biraz “biz biz biz” gibi bir yazı yazmak değil amacımız. Girişten bakınca öyle duruyor gibi… Fakat kendimiz dahil sektör içinde küçük bir eleştiri oluşturmak. “Sosyal Medya ajansı seçimi neye göre yapılmalı?” derken neye almak istediğinizi iyi bilmelisiniz demek istiyoruz.

Şimdi hızlıca konuya gireceğim. Yaşadığımız günleri ikiye ayıracağım…

Sosyal Medya ajansı seçimi iyi günler

Birisi iyi günler… Diğer kötü günler… Bu iyi günler sizin sosyal medya sürecinde büyümek, ileti paylaşmak ve kendinizi tanıtmak süreçlerinizidir. Buna kısaca aktif pozisyonda diyebiliriz. Siz kitleyi etkilemeye, yönlendirmeye ve sizinle pozisyon almaya iknaya çalışıyorsunuz.

Genelde ajans seçimlerinde bu süreç düşünülerek seçim yapılıyor. Hep iyi günlerin, yani aktif ve etkileme günlerinizin stratejileri düşünülüyor.

İyi günlerle ilgili anlatacağımız ve ekleyeceğimiz çok şey var. Burada kitleyi etkileyen harika fikirler, iyi tasarım örnekleri, iyi fotoğraf çekimleri, kaliteli video çekimleri, interaktif etkileşimler…vb bir çok şey kullanılıyor.

Sosyal Medya ajansı seçimi kötü günler

Bir de kötü günlere bakalım. Kötü günler sel, deprem..vb gibi sizi bir anda bulan şeylerdir. Sosyal medyada sizin hakkınızda üretilen aleyhte içerikler… İşte bu günlerde siz aktiften pasif konuma geçiyorsunuz. Sosyal medya kullanıcıları “kötü gün” dediğimiz pozisyonda size yönelik bir hareket başlatıyor. Pozisyonunuz aktiften pasife geçiyor. Bu günler yani “kötü günler” sizi tüm biriktirdiğiniz kazanımları eritmeye başlar. Burada alacağınız posizyon çok çok önemli. Bir çok kötü gün modeli var. Bunlara alışkın ve yaşamış deneyimli bir ajans/ekip sizleri kıyısından döndürecektir.

Bu birazda ev alırken deprem, sel ve yangına karşı güvenliğini sormak yoksa bunları edinmek gibi bir konu. “Kötü Gün”ler sizin dışınızda da gelişebileceğini unutmamalısınız. Bir rakibinizin tetiklediği akımda buna yol açabilir.

Kriz zamanlarında alacağınız akılcıl yöntemler sizleri kurtaracaktır. Örneğin geçmişte bir TV kanalında canlı yayında söylenen konuğun söylediği söz infiale yol açmış. Twitter üzerinden oluşturulan etiket trend topic’ e yerleşmişti. Konu an itibariyle canlı yayında yaşanmış ve değiştirilemeyecek ve savunulamayacak bir pozisyon almıştı. Twitter ve facebook üzerinden yapılan olumsuz mesajlarda paylaşılan youtube videosu dikkatimizi çekti. Hemen çalıştığımız kanal Youtube üzerinde partner programda olduğu için ilgili videoyu bizde paylaştık ancak kimsenin göremeyeceği şekilde ayarladık. Daha sonra bu videonun tüm eşleşmelerinin silinmesini istedik. Youtube yayın hakları çalıştığımız kanala ait görüntüler yüklendikçe otomatik sildi. Twitter’da açılan konuya giren kişiler videoyu izleyemediği için anlatımlardan konuya vakıf olamadı. Ve kriz 2 saat içinde yatıştırıldı.

Bu tür krizleri ve benzerlerini yaşadıkça deneyim kazanacak ve nasıl baş edeceğinizi göreceksiniz.

Şimdi ekibinizi kurarken “iyi gün” ve “kötü gün” senaryolarınızı da düşünmenizi öneririz.